Aman Avrupalılaşmayalım

Şubat 18, 2008 at 8:26 pm (Türkiye Gündemi)

bizavrupalilasmayiz.jpg 

Aman ha! Sakın ha! Nemize gerek?Avrupalı olmak? Biz böyle gelmişiz böyle gitmeliyiz.
Avrupalı çocuklar karlı havalarda buz pateni kayarak, anoraklarını giyerek korkusuzca gidiyorlar okullarına. Biz okulları tatil ediyoruz.

Avrupa ülkelerinde bir taraftan kar yağıyor bir taraftan yollar temizleniyor, tuzlanıyor. Trafik akışı normal seyrini devam ettiriyor. Televizyonlarda kar dolayısıyla meydana gelen kaza haberleri görmek çok zor. Bizim televizyonlarımız ana haberlerinde yarım saat kar yağışının hasarlarını anlatıyor.Bizim şehirlerimize yağmur çiseleyince sel basıyor, kar yağınca yaşam duruyor. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Televizyon programlarına isyanım

Şubat 15, 2008 at 10:55 am (Türkiye Gündemi)

turk_tv.jpg

 

ÖZEL TELEVİZYONLARIN GÖREVİ, TÜRK MİLLETİNİ AŞAĞILAMAK MI?

Özel televizyon kanalları çıktığında sevinmiştik. “Artık TRT’nin esiri olmayacağız!” çığlıkları attık.
Çok da güzel oldu. Bilmediğimiz birçok Türkiye gerçeklerini özel televizyon programlarından öğrendik. Sırıtan

İnsanlarımızın birçoğunun maddi sıkıntıları olduğundan, boş zamanlarını televizyon başında oturarak değerlendiriyorlar. Herhangi bir spor kulübüne, derneğe üye olanımız, boş zamanlarını hobileriyle değerlendirenimiz az. Varsa yoksa televizyon. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Bilge kişi kimdir?

Şubat 13, 2008 at 8:05 pm (Edebiyat ve Felsefe)

bilgekisi.jpg

* Bilgelik nedir? Bilge kişi kime denir?
* Öğrenmenin yaşı var mıdır?
* Öğrendiklerimizi ölmeden önce nasıl değerlendirmeliyiz?
* Türk insanı bilge olmayı sever mi? Bilmeden bilgelik taslayan insanlarımız çok mu?
* Yaşlı olmak, bilgelik için yeterli midir?

Gençliğinde öğrenmeyenin yaşlılığında bilgisi olmaz!Öğrencilerinden biri Konfüçyüs’e sordu: ”Üstat, sık sık seçkin insanın karşılıklı davranması gerektiğini söylüyorsunuz. Biraz açar mısınız?”
Konfüçyüs cevap verdi: Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Sayın Başbakan’a duyurumdur.

Şubat 10, 2008 at 12:53 pm (Politika)

milliyetsozluk_2.jpg

Sayın Başbakanım, bugün elektronik postama Milliyet Gazetesi’ndenden bir reklam iletisi yollamışlar. Allah sizi inandırsın, hemen siz aklıma geldiniz.

Nasıl gelmesin ki? Milliyet Gazetesi “ELEKTRONİK SÖZLÜK” veriyor. Hem de 39 kupona.
Vallahi bu fırsatı kaçırmayın!

Sık sık yurtdışı seyahatlerine gidiyorsunuz ama 3-5 kelimeden fazla İngilizce bilmiyorsunuz. Yetmiyor tabii, yabancı ülke başkanları ile dostluk kurmanız zor oluyor. Berlusconi ile kolay oldu ama, işaretle anlaşmıştınız galiba. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Taksi Çağrı Merkezleri

Şubat 10, 2008 at 12:33 pm (İzmir)

taksi_3.jpg

 Türkiye’ye temelli döndüğüm 1995 yılından beri her bindiğim taksinin şoförü ile bu konuyu konuşmaya çalıştım.
Belki birisinin kafası yatar da patronuna bildirir diye. Ama 13 yıldır bir ses çıkmamıştı.

Taksi Çağrı Merkezi’ydi benim anlatıp, Almanya’dan örnek verdiğim.
Münih’te 3 tane değişik firmanın çağrı merkezi vardı.
Telefon numaraları da kolayca akılda kalabilecek şekilde. Mesela birinin numarası şöyleydi: 444 444
Unutur musunuz bu numarayı? Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Bir Beyaz Kâğıttır Ömür!

Şubat 10, 2008 at 12:20 pm (İnsan)

beyaz_kagit.gif 

 Ömür, bembeyaz ve çok kaliteli bir kâğıt parçası gibidir. Yaşananlar ise kurşun kalem.
Tepesinde silgisi bulunan bir kurşun kalem.

Kâğıt o kadar kaliteli ki, üzerine yazarken dikkât edilirse, dış etkenlerden ve diğer tehlikelerden korunursa, yıllarca bozulmadan durur. Onu iyi muhafaza etmek gerekir. Olur olmaz şeyler yazmamalı bu güzel kâğıda. Yoksa çabuk biter.

Çok küçük harflerle ve dikkâtlice yazmalı ki hem çabuk bitmesin, hem de yazdıklarımızı tekrar okuyabilelim.
Çok hata yapmamalı yazarken. Silgi, kâğıt dolmadan biterse, başka hata yapma şansımız kalmaz. Yaparsak silemeyiz. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

SEVGİLİ ZİYARETÇİLER

Şubat 7, 2008 at 9:03 am (Kategorilenmemiş)

27 yıl Almanya’da yaşadıktan sonra, Ağustos 1995′de güzel yurduma temelli döndüm. Kısa bir sürede büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Eski dostlarımın yeni düşmanlarım olduğunu üzülerek gördüm. En yakınlarımın en uzaklarda kalmalarının acısını dilimde değil ama yüreğimde hissettim.

Almanya’daki anılarımı, Türkiye’deki gözlemlerimi içeren yazılarımı okurken belki sizler de kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Bazen gülecek, bazen üzüleceksiniz. Ama çoğu kez düşüneceksiniz. Bazılarınız beni tanıdığına sevinecek, tecrübelerimden bir şeyler öğrenecek, esprilerimle mutlu olacak.
Bazılarınız da beni beğenmeyecek ve çeşitli yakıştırmalar yapacaksınız.
Her türlü düşünceye saygılıyım. Ben insanları çok seviyorum. Onlar beni defalarca hayal kırıklığına uğratsalar da. Saygılarımla.
Mustafa Mumcu, 07 Şubat 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Türban, Çağdaş Türkiye imajını zedeliyor mu?

Şubat 7, 2008 at 5:34 am (Türkiye Gündemi)

turban3.jpg

Bence zedeliyor. Yavaş yavaş Atatürk’ün kurduğu Modern Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkmak üzereyiz.
Türban takan bir kadın çağdaş olabilir mi diye düşünüyorum da, “olabilir” cevabını veremiyorum.

Çağdaşlık nedir ki?
Bir insanın giyimiyle, kuşamıyla, yaşam biçimiyle, zamana uyum sağlayabilmesidir.
Tak türbanı, çek altına Jeep’i çağdaş ol! Nereden geldi o son model Jeep? Bir yerlerden mi? Yoksa türban takarak diğer kadınlardan daha dindar ve iyi bir insan olduğun için Allah-ü Teala tarafından mı indirildi gökten? Gökten iniyorsa aman dikkat edin altında kalmayın! Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Kredi Kartları İntihar Ettiriyor

Şubat 5, 2008 at 3:27 pm (Türkiye Gündemi)

kredikarti5.jpg 

Kredi kartı aslında çağdaş bir buluş. Cebinde para taşıma rizikosundan kurtarıyor insanı.
Kartını çaldırırsan hırsızın oradan para çekmesini engelleyebilirsin.
Ama bankacılık sisteminin adam gibi işlediği toplumlar için düşünülmüş.
Bizde ise vatandaşın mutsuzluğunu artırmak, onu cendereye sokmak, çaresiz bırakmak için kullandırılan bir araç. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum